Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi


Neden böyle bir merkez?

Türkiye son yıllarda hem toplumsal düzlemde hem de eğitim alanında önemli dönüşümlere sahne oluyor. Toplumsal yapıdaki dönüşümlere yol açan birbiriyle ilişkili dışsal ve içsel etmenlerden bahsetmek mümkün. Türkiye bir yandan uluslararası ekonomiye entegre olurken diğer yandan 2005 yılından bu yana Avrupa Birliği (AB) ile müzakereleri yürütüyor. Zaman zaman hayli gerilimli olan AB-Türkiye ilişkileri kimlik ile ilişkili tartışmaları tetikliyor ve farklı toplumsal gruplar arasında yeni birlikteliklere ve ayrışmalara yol açıyor. İç siyasette ise dili Türkçe’den veya dini İslam’dan farklı grupların (Kürtler, Ermeniler, Romanlar, Aleviler vb.) kamusal görünürlük kazanmaları ve eşit yurttaşlık taleplerini dile getirmeye başlamaları yerleşik yapıların sorgulanmasını getiriyor. Bunlara ilaveten, muhafazakar grupların siyasal ve ekonomik alandaki başarıları sonucu diğer gruplarla yakınlaşmaları yeni gerilimler doğuruyor. Yerleşik yapıların sorgulanması demokratikleşme fırsatları taşıdığı kadar yeni toplumsal çatışma, şiddet ve ayrımcılıklara da yol açıyor. Bu gelişmelerin sonucunda Türkiye bir yandan geçmişiyle yüzleşme sancılarını, bir yandan da farklı grupları ve talepleri barındırabilecek bir siyasal-toplumsal çerçeve geliştirebilmenin sıkıntısını yaşıyor.

Eğitim alanındaki dönüşümlere bakıldığında, son yıllarda hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) çalışmalarında hem de sivil toplum kuruluşlarının eğitim alandaki faaliyetlerinde önemli bir hareketlilik görülüyor. MEB mevcut kitapların ve müfredatın Türkiye’yi 21. yüzyıla hazırlamaktan uzak olduğunu açıkladı ve 2005 yılından bu yana müfredatın ve ders kitaplarının yenilenmesi çalışmasını yürütüyor. Bakanlık, etkinlik-bazlı, öğrenci merkezli ve öğretmenin kılavuzluğunda bilgi inşası sürecini ön plana çıkaran yapılandırmacı bir eğitim anlayışını oturtmaya çalışıyor. Yeni eğitim anlayışının eleştirel düşünebilen, demokratik değerlere bağlı, girişimci, dünyaya açık, “kendi öz kültüründen yola çıkıp evrensel değerlere katkı yapabilen” bireyler yetiştirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Ancak bazı olumlu adımlara rağmen yeni müfredatın ve ders kitaplarının Türkiye’nin mevcut yapısına ve dönüşümlerine cevap verebilmekten uzak olduğu görülüyor. Yukarıda sözü edilen toplumsal gruplar yeni ders kitaplarında ya yer almıyor ya da ayrımcı ifadeler eşliğinde anılıyor. Toplumsal barışı sağlayabilecek bir unsur olan eğitim, ders kitaplarındaki özcü “biz ve ötekiler” anlayışıyla çatışmaları artırıcı bir rol oynama potansiyeli taşıyor. Yeni müfredat ve ders kitapları küresel gelişmeleri, liberal ekonomiyi, teknolojik gelişmeleri sorgulamadan sabit değişkenler olarak ele alıyor; öğrencileri ise bu gelişmelere ayak uydurması gereken bağımlı değişkenler olarak düşünüyor.

Sonuçta Türkiye’de toplumsal alan ile eğitim alanı arasındaki makasın açıldığı söylenebilir. Bu boşluğu doldurma konusunda çeşitli sivil toplum kuruluşları gerek izleme-raporlama gerekse materyal üretme ve öğretmenlere yönelik eğitim seminerleri düzenleme açısından önemli çalışmalar yapmaktalar. Bu bağlamda Türkiye’de son yıllarda vatandaşlık eğitimi, insan hakları eğitimi ve barış eğitimi gibi konularda önemli bir deneyim ve bilgi birikimi oluştu. Ancak yakından bakıldığında bu konulardaki bir çok eğitim programında da Türkiye’deki kimlik, etnisite, ayrımcılık, modernleşme gibi tartışmalı konuların yer al(a)madığı görülür. Bunun en önemli sebebi bu konularda eğitime yönelik materyalin yetersizliği ve eğiticilerin bu konularda yetkin olmayışlarıdır.

Toplumsal ve eğitimsel alanın mesafesinin açılmasının en önemli sonucu, eğitimin toplumsal-sistemsel sorunlardan uzak steril bir alana dönüşmesi ya da dünyadaki ve Türkiye’deki değişimlerden kopuk biçimde hala tek boyutlu ve dar bir değerler sistemiyle yürütülmesidir. Her iki durumda da eğitim, eğiticilerin ve öğrencilerin modern dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri anlamlandırabilme ve barışçıl değerler doğrultusunda davranma konularında gerekli olan bilgi ve becerileri aktarmaktan uzaktır. Bu durumu aşmanın yollarından biri Sosyoloji disiplinini ile Eğitimbilimini yakınlaştırmaktır.

Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin amacı sosyoloji ve eğitim alanındaki çalışmaları bir arada ele almak ve bu iki alan arasındaki geçişlilik için zemin sağlamaktır.

Comments are closed.

Ulaşım

Ulaşım için haritaya bakabilir veya Kabataş Vapur İskelesi önünden düzenli olarak kalkan ücretsiz shuttle servislerimizden yararlanabilirsiniz.

Shuttle Servis Bilgileri